BWC ' ye alternatif olabileceğini düşünerek ve markaya karşı olan merakımdan dolayı kullanmaya başladığım bir temizleyici bu. Nette araştırdığımda bir çok kişi tarafından beğenildiğini de görünce denemeye karar vermiştim. Kullanmaya başlayalı sanırım 10 ayı geçti ama daha henüz bitiremedim, hem araya farklı ürünler girdi, hem de çoğu kişinin dediği gibi çok az bir miktarı bütün yüz için yeterli gerçekten. Aynı BWC gibi %3 konsantrasyonda glikolik asit içeriyor. Hassas ciltli kullanıcılarda aşırı kuruluk ve gerginlik hissi yarattığını yapılan ürün yorumlarından okudum ama ben de herhangi bir negatif etkisi olmadı.Yıllardır glikolik asit içeren cilt ürünleri kullandığım içindir belki de ama göz makyajımı temizlerken bile herhangi bir hassasiyet hissetmedim.
Bir daha almak ister miyim diye sorarsanız piyasada bu kadar çok ürün, bende de bu merak varken zannetmiyorum açıkçası. Bence yağlı ve karma cilt tipli, sivilce ve büyük gözenek problemi olan kişilerin eğer ciltleri de fazla hassas değilse sevebilecekleri güzel bir cilt temizleyicisi ama bir BWC' de değil yani=)
Kullanıcı Yorumları
cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Şubat 2012 Pazartesi
9 Şubat 2012 Perşembe
Niacinamide
Daha önce kullanıcı kitlesi olarak olgun yaşlara hitap eden bir cilt bakım aktifi olan DMAE hakkında bir yazı hazırlanmıştım, bugün ise sırada daha genç yaşlarda kullanılabilecek, güvenlik açısından bir sorun teşkil etmeyen ve benim de severek kullandığım bir aktif olan Niacinamide var=)
Önce Niacinamide kimdir, nedir, vücutta ne işe yarar kısaca anlatayım. İnsan vücudundaki bir çok metabolik yol için gerekli olan NADH ve NADPH isimli koenzimlerin öncüsü olan niacinamide, B3 vitaminin iki temel formundan biri. Hem oral -yani yutularak- hem de topikal-cilde sürülerek- kullanım formları olan Niacinamide'in ben topikal etkilerinden bahsedeceğim.
AKNE: Yapılan bir randomize kontrollü çalışmada, orta derecede aknesi olan 76 hasta üzerinde %4'lük Niacinamide gel ve %1' lik Klindamisin (topikal antibiyotik) karşılaştırılmış. 8 haftalık uygulama sonucunda niacinamide kullanan hastaların % 82'sinde, klindamisin kullanan hastaların ise %68'inde iyileşme kaydedilmiş. Her iki grupta da herhangi bir yan etki gözlenmemiş. Niacinamide' in sahip olduğu anti-inflamatuar özellikler sayesinde akne üzerinde iyileşme sağladığı önerilmiş. Antibiyotiklerin zamanla yol açtığı mikroorganizma direnci göz önüne alınırsa, akneden muzdarip hastaların tedavisinde topikal niacinamide kullanımı oldukça akılcı görülüyor.
ROSACEA: Rosacea aşırı cilt kızarıklığı, hassaslığı ve inflamasyona neden olan bir cilt rahatsızlığı. Bir çalışmada, niacinamidin cilt bariyer fonksiyonunu iyileştirerek irritan maddelerin neden olduğu cilt reaksiyonlarının azalmasına neden olduğu gösterilmiş. Başka bir çalışmada ise niacinamidin anti-inflamatuar etkileri sayesinde 34 hastadan 26'si tedavi edilebilmiş.
CİLT GENÇLEŞMESİ: Bir çalışmada niacinamidin, ciltteki seramid üretimini artırarak cilt nemlenmesini iyileştirdiği gözlenmiş. Başka bir çalışmada ise güneş ışınlarının zararlı etkilerinin niacinamide sayesinde hafiflediği gösterilmiş.
12 hafta süren ve 50 kadın üzerinde yapılan bir başka kontrollü çalışmada ise %5'lik topikal niacinamide kullanımının cilt yaşlanması üzerine etkileri gözlenmiş ve ince çizgiler, kırışıklıklar, yaşlılık lekeleri, cilt yapısı ve kırmızı renk düzensizlikleri üzerinde gözle görülür iyileşmeler kaydedilmiş.
Önce Niacinamide kimdir, nedir, vücutta ne işe yarar kısaca anlatayım. İnsan vücudundaki bir çok metabolik yol için gerekli olan NADH ve NADPH isimli koenzimlerin öncüsü olan niacinamide, B3 vitaminin iki temel formundan biri. Hem oral -yani yutularak- hem de topikal-cilde sürülerek- kullanım formları olan Niacinamide'in ben topikal etkilerinden bahsedeceğim.
AKNE: Yapılan bir randomize kontrollü çalışmada, orta derecede aknesi olan 76 hasta üzerinde %4'lük Niacinamide gel ve %1' lik Klindamisin (topikal antibiyotik) karşılaştırılmış. 8 haftalık uygulama sonucunda niacinamide kullanan hastaların % 82'sinde, klindamisin kullanan hastaların ise %68'inde iyileşme kaydedilmiş. Her iki grupta da herhangi bir yan etki gözlenmemiş. Niacinamide' in sahip olduğu anti-inflamatuar özellikler sayesinde akne üzerinde iyileşme sağladığı önerilmiş. Antibiyotiklerin zamanla yol açtığı mikroorganizma direnci göz önüne alınırsa, akneden muzdarip hastaların tedavisinde topikal niacinamide kullanımı oldukça akılcı görülüyor.
ROSACEA: Rosacea aşırı cilt kızarıklığı, hassaslığı ve inflamasyona neden olan bir cilt rahatsızlığı. Bir çalışmada, niacinamidin cilt bariyer fonksiyonunu iyileştirerek irritan maddelerin neden olduğu cilt reaksiyonlarının azalmasına neden olduğu gösterilmiş. Başka bir çalışmada ise niacinamidin anti-inflamatuar etkileri sayesinde 34 hastadan 26'si tedavi edilebilmiş.
CİLT GENÇLEŞMESİ: Bir çalışmada niacinamidin, ciltteki seramid üretimini artırarak cilt nemlenmesini iyileştirdiği gözlenmiş. Başka bir çalışmada ise güneş ışınlarının zararlı etkilerinin niacinamide sayesinde hafiflediği gösterilmiş.
12 hafta süren ve 50 kadın üzerinde yapılan bir başka kontrollü çalışmada ise %5'lik topikal niacinamide kullanımının cilt yaşlanması üzerine etkileri gözlenmiş ve ince çizgiler, kırışıklıklar, yaşlılık lekeleri, cilt yapısı ve kırmızı renk düzensizlikleri üzerinde gözle görülür iyileşmeler kaydedilmiş.
Yukarıdaki resmi Pubmed' de yayınlanmış, Niacinamide' in lekeler üzerindeki etkilerinin gözlemlendiği bir makaleden aldım. Soldaki fotoğraf tedavi öncesi, sağdaki ise 8 haftalık %4'lük Niacinamide uygulaması sonrası. Pubmed' de Niacinamide' in cilt üzerindeki etkileri hakkında makale çok ama ben sizi bunaltmamak için özet geçmeye çalıştım=)
Kısacası, Niacinamide hem bioykimyasal açıdan iyi tanıdığımız, güvenli ve stabil- yani aldığınız krem veya serum C vitamini içeren ürünlerde olduğu gibi bir kaç ay sonra işe yaramaz hale gelmiyor- hem de oldukça gelecek vaat eden bir topikal aktif olarak görülüyor. Cilt üzerindeki etkileri de düşünüldüğünde -ki özetlemek gerekirse anti-akne, anti-inflamatuar, cilt bariyerini güçlendirici, güneş ışınlarının zararlı etkilerini hafifletici, cilt lekeleri ve ince çizgiler üzerinde pozitif etkili- her yaş grubu tarafından rahatlıkla kullanılabilecek, şans verilmesi gerektiğini düşündüğüm bir topikal ajan.
19 Aralık 2011 Pazartesi
Allure Best of Beauty: 2011' in Ödül Kazanan Güzellik Ürünleri- Cilt Bakımı
Malum her sene sonunda Allure Dergisi editörleri ve güzellik endüstrinin ileri gelenleri tarafından o senenin en beğenilen ürünleri seçiliyor. Bu seçimler yapılırken bias söz konusu oluyor mu bilemiyorum ama seçilen ürünlere göz atmak benim için her zaman çok zevkli oluyor=)
Gelelim bu senenin ödül alan ürünlerine:
CİLT BAKIMI
Cilt Temizleyicisi
Normal Cilt
Gelelim bu senenin ödül alan ürünlerine:
CİLT BAKIMI
Cilt Temizleyicisi
Normal Cilt
Yağlı Cilt
Kuru Cilt
Temizleyici Mendiller
Cilt Nemlendiricisi
Normal Cilt
Yağlı Cilt
Kuru Cilt
Aydınlatıcı
Anti-aging Ürünler
Antioksidan
Kırışıklıklar
Renk Düzensizlikleri
Göz kremleri
Nemlendirici
Gözaltı Morlukları
Kırışıklık Karşıtı
Şişlik Giderici
Güneş Kremleri
Scrub
Peel
Maske
Yağlı Cilt
Kuru Cilt
Sivilce Kremi
Akne Tedavisi
Kaynak: www.allure.com
12 Aralık 2011 Pazartesi
DMAE
Son yıllarda bir çok kozmetik firmasının, içeriğinde DMAE bulunan ürünleri "Kutudaki Cilt Germe Ameliyatı" gibi pazarlama taktikleriyle piyasaya sürdüğünü gördük. Bu dünyadaki bir çok kadının merakını uyandırdı çünkü cilt sarkması da en az kırışıklıklar kadar yaşlanma sürecinin cilt üzerinde görülen olumsuz etkilerinden biri. Kırışıklar üzerinde etkinliği kanıtlanmış -tretinoin gibi- topikal olarak kullanılabilinen ürünler varken, cilt sarkmaları üzerinde etkinliği kanıtlanmış herhangi bir topikal ajanın bulunmaması da dikkatlerin DMAE içeren ürünlerin üzerine daha çok çekilmesine neden oldu. Peki bu DMAE nedir, kimdir, sarkmalar üzerinde hangi yolu kullanarak etkili oluyor ve tabi ki cilt için güvenli bir madde mi? Ben kimyager değilim sonuçta ama kendim için yaptığım araştırmalar sonucu elde ettiğim bilgileri sizinle de paylaşmak istedim=)
DMAE (dimethylaminoethanol) bazı balıklarda ve insan sinir sisteminde doğal olarak bulunan organik bir bileşik. Sinirlerin normal fonksiyonlarını yapabilmeleri ve kasların kasılması için gerekli olan asetilkolin isimli nörotransmitterin öncü maddesi olan DMAE' nın, aynı zamanda hücre zarının önemli bir parçası olan fosfatidilkolinin sentezini artırdığı ve yaş ilerledikçe bir çok vücut hücresinde biriken, oxidan stresler sonucu oluşan lipofuscin pigment birikimini azalttığı da biliniyor. Yaşla birlikte düşüşe geçen hafıza ve düşünsel fonksiyonların DMAE sayesinde daha iyi muhafaza edilebileceği yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış olmasına rağmen, DMAE' nın cilt üzerine etkileri hakkında günümüzde hala yeterli çalışma bulunmuyor.
DMAE' nın cildi hangi mekanizmayla sıkılaştırdığı tam olarak açığa kavuşturulamamış olsa da -hücre membranını stabilize ederek mi, asetilkolin miktarını artırarak mı, yoksa lipofuscini azaltarak mı- etkilerinin oldukça dramatik olduğu biliniyor.
Başka bir klinik çalışmaya göre ise -The American Journal of Clinical Dermatology' de yayınlanmış- 16 hafta boyunca %3 DMAE içeren jel kullanımı güvenli ve alın ve göz çevresindeki çizgiler üzerinde etkili bulunmuş. Yaşlanan cildin genel görünümünde, dudakların şekil ve dolgunluğunda iyileşme görülmüş. İki hafta boyunca kullanıma ara verildiğinde etkilerinin geriye dönmediği gözlenmiş. Ek olarak da göz altı morluklarında, nazolabial çizgilerde, sarkık boyun derisinde ve zorlu kırışıklıklar üzerinde iyileşme gösterilmiş.
Kısacası çalışmalara açık bir madde DMAE... Dr. Perricone gibi arkasında duranlar da var, güvenli olmayabilir diyenler de... Kullanıp kullanmamak ise tamamen sizin inisiyatifinize kalmış bir şey. Ben farkında olmadan bir kaç ürünün içinde kullanmışım mesela=) Ne negatif ne de pozitif bir şey de fark etmedim üstelik. Kendini güvende hissetmek isteyenler yeni çalışmalar yapılmasını bekleyip ona göre kararlarını verebilirler yada " Zaten sarktım sarkacağım kadar, bari bir de bunu deneyeyim" diyenlerse %3'lük konsantrasyonları geçmeden ciltlerini gözlemleyerek kullanabilirler bence.
DMAE (dimethylaminoethanol) bazı balıklarda ve insan sinir sisteminde doğal olarak bulunan organik bir bileşik. Sinirlerin normal fonksiyonlarını yapabilmeleri ve kasların kasılması için gerekli olan asetilkolin isimli nörotransmitterin öncü maddesi olan DMAE' nın, aynı zamanda hücre zarının önemli bir parçası olan fosfatidilkolinin sentezini artırdığı ve yaş ilerledikçe bir çok vücut hücresinde biriken, oxidan stresler sonucu oluşan lipofuscin pigment birikimini azalttığı da biliniyor. Yaşla birlikte düşüşe geçen hafıza ve düşünsel fonksiyonların DMAE sayesinde daha iyi muhafaza edilebileceği yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış olmasına rağmen, DMAE' nın cilt üzerine etkileri hakkında günümüzde hala yeterli çalışma bulunmuyor.
DMAE' nın cildi hangi mekanizmayla sıkılaştırdığı tam olarak açığa kavuşturulamamış olsa da -hücre membranını stabilize ederek mi, asetilkolin miktarını artırarak mı, yoksa lipofuscini azaltarak mı- etkilerinin oldukça dramatik olduğu biliniyor.
(Dr. Oz' un programında gösterdiği 35 gün boyunca DMAE kullanmış olan bir kadının fotoğrafı yukarıdaki)
2007 yılında insan cilt dokusu kültürleri ve tavşan cildi üzerinde Quebec Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada DMAE' nın hücre ölümüne neden olabileceği gösterilmiş. Fakat sadece bu çalışmayı göz önüne alarak DMAE' nın cilt hücreleri üzerinde toksik etkisi olduğunu söylemek mümkün değil, çünkü antioksidan özelliği kanıtlanmış bir vitamin olan C vitamini bile yüksek oranlarda cilt hücresi kültürlerine eklendiğinde hücreler için ölümcül olabileceği görülmüş, yani cilt için yararlı olduğu bilinen bir çok madde bile uygun olmayan şartlarda - pH, sıcaklık, yüksek dozlar vs- hücre kültürlerinde toksik etkiler gösterebiliyorlar. Yukarıda bahsettiğim çalışmada da alkaline formda olan DMAE kullanılmış -ki sonuçta cilt pH' sının çok üzerinde olan neredeyse her madde cilt için zararlı olabilir- ama normalde cilt bakım ürünleri içinde kullanılan DMAE, pH olarak cilt için uygun olan formlarda kullanılıyor.Başka bir klinik çalışmaya göre ise -The American Journal of Clinical Dermatology' de yayınlanmış- 16 hafta boyunca %3 DMAE içeren jel kullanımı güvenli ve alın ve göz çevresindeki çizgiler üzerinde etkili bulunmuş. Yaşlanan cildin genel görünümünde, dudakların şekil ve dolgunluğunda iyileşme görülmüş. İki hafta boyunca kullanıma ara verildiğinde etkilerinin geriye dönmediği gözlenmiş. Ek olarak da göz altı morluklarında, nazolabial çizgilerde, sarkık boyun derisinde ve zorlu kırışıklıklar üzerinde iyileşme gösterilmiş.
Kısacası çalışmalara açık bir madde DMAE... Dr. Perricone gibi arkasında duranlar da var, güvenli olmayabilir diyenler de... Kullanıp kullanmamak ise tamamen sizin inisiyatifinize kalmış bir şey. Ben farkında olmadan bir kaç ürünün içinde kullanmışım mesela=) Ne negatif ne de pozitif bir şey de fark etmedim üstelik. Kendini güvende hissetmek isteyenler yeni çalışmalar yapılmasını bekleyip ona göre kararlarını verebilirler yada " Zaten sarktım sarkacağım kadar, bari bir de bunu deneyeyim" diyenlerse %3'lük konsantrasyonları geçmeden ciltlerini gözlemleyerek kullanabilirler bence.
10 Aralık 2011 Cumartesi
PCA Skin Weightless Protection SPF 45
Yasaktan önce yaptığım son yurt dışı cilt bakımı alışverişimde adının etkisi altında kalarak sepete attığım bir ürün oldu bu güneş kremi, netten araştırdığım zaman ürün hakkında pek bir yoruma rastlayamadım ama üretici firmanın tercih edilen bir dermokozmetik firması olduğunu görünce çok da tereddüt etmedim.
Adının hakkını gerçekten veren bir ürün olduğunu gördüm kullanmaya başladıktan sonra. Karma ve yağlı ciltler için çok uygun bir güneş kremi olduğunu düşünüyorum. Yapı olarak diğer güneş kremleriyle kıyaslandığında oldukça hafif, emilmesi de kolay. Geride hafif bir beyazlık bırakma durumu var ama zaten üstüne cilt makyajı yaptığım için çok da önemli bir durum değil bu benim açımdan. Çoğu güneş kremi gibi makyajın kalıcılığını azaltmıyor, ekstra bir parlamaya neden olma gibi bir huyu yok. Karma veya yağlı cilt sahipleri için hayatı olduğundan daha zor bir hale getirmiyor yani =) Hatta cilt makyajı için güzel bir satıh yaratıyor bile diyebilirim.... İçeriği de aşağıdaki gibi:
Active Ingredients: Zinc Oxide (9.0%), Octinoxate (7.5%)
Ingredients: Water, Cyclomethicone, Octyldodecyl Neopentanoate, Hydroxyethyl Acrylate/Sodium Acryloyldimethyl Taurate Copolymer, Polyisobutene, PEG-7 Trimethylolpropane Cocnut Ether, Sodium Hyaluronate, Silybum Marianum Extract, Caffeine, Tocopheryl Acetate, Oleth-3 Phosphate, Butylene Glycol, lodopropynyl Butylcarbamate, Phenoxyethanol, Triethoxycaprylylsilane.
Zinc oxide oranı biraz düşük ve titanium dioxide içermiyor -zaten sanırım hafif bir yapısı olmasının nedeni de bu- o yüzden havuz başında kullanıma uygun olduğunu düşünmüyorum ama gün içinde minimal bir biçimde güneşe maruz kalıyorsanız ve kozmetik olarak elegant bir güneş kremi arıyorsanız adamınız bu olabilir=) Ben bir daha ki sefere eğer bulabilirsem SkinCeuticals Sheer Physical Defense SPF 50' yi denemek istiyorum. İki üç sene önce SkinCeuticals Sport UV Defense SPF 45' den bayağı memnun kalmıştım ama bir daha almadım nedense=) Malum kimyasal koruma içeren güneş kremleri hakkında bir sürü fena şey yazıp çiziyorlar, bir de sadece fiziksel koruma içeren bir şeyler denemek lazım...
Kullanıcı Yorumları
Adının hakkını gerçekten veren bir ürün olduğunu gördüm kullanmaya başladıktan sonra. Karma ve yağlı ciltler için çok uygun bir güneş kremi olduğunu düşünüyorum. Yapı olarak diğer güneş kremleriyle kıyaslandığında oldukça hafif, emilmesi de kolay. Geride hafif bir beyazlık bırakma durumu var ama zaten üstüne cilt makyajı yaptığım için çok da önemli bir durum değil bu benim açımdan. Çoğu güneş kremi gibi makyajın kalıcılığını azaltmıyor, ekstra bir parlamaya neden olma gibi bir huyu yok. Karma veya yağlı cilt sahipleri için hayatı olduğundan daha zor bir hale getirmiyor yani =) Hatta cilt makyajı için güzel bir satıh yaratıyor bile diyebilirim.... İçeriği de aşağıdaki gibi:
Active Ingredients: Zinc Oxide (9.0%), Octinoxate (7.5%)
Ingredients: Water, Cyclomethicone, Octyldodecyl Neopentanoate, Hydroxyethyl Acrylate/Sodium Acryloyldimethyl Taurate Copolymer, Polyisobutene, PEG-7 Trimethylolpropane Cocnut Ether, Sodium Hyaluronate, Silybum Marianum Extract, Caffeine, Tocopheryl Acetate, Oleth-3 Phosphate, Butylene Glycol, lodopropynyl Butylcarbamate, Phenoxyethanol, Triethoxycaprylylsilane.
Zinc oxide oranı biraz düşük ve titanium dioxide içermiyor -zaten sanırım hafif bir yapısı olmasının nedeni de bu- o yüzden havuz başında kullanıma uygun olduğunu düşünmüyorum ama gün içinde minimal bir biçimde güneşe maruz kalıyorsanız ve kozmetik olarak elegant bir güneş kremi arıyorsanız adamınız bu olabilir=) Ben bir daha ki sefere eğer bulabilirsem SkinCeuticals Sheer Physical Defense SPF 50' yi denemek istiyorum. İki üç sene önce SkinCeuticals Sport UV Defense SPF 45' den bayağı memnun kalmıştım ama bir daha almadım nedense=) Malum kimyasal koruma içeren güneş kremleri hakkında bir sürü fena şey yazıp çiziyorlar, bir de sadece fiziksel koruma içeren bir şeyler denemek lazım...
Kullanıcı Yorumları
2 Kasım 2011 Çarşamba
Kağıt Yüz Maskeleri
"Sadece Asya ülkelerinde üretilen cilt bakım ve kozmetik ürünlerini mi kullansam acaba" diye düşünmemi sağlayan bir ürün daha keşfettim bir kaç ay önce: Kağıt yüz maskeleri.... Uzak doğulu blog sahibelerinin öve öve bitiremedikleri bu maskeleri uzun zamandır merakla takip ediyordum zaten. Özellikle de My Beauty Diary markasının maskelerini -ki henüz bu markayı deneyemedim yurt dışı yasaklarından dolayı ama fırsat kolluyorum diyebilirim =)
Bb kremleriyle bayağı bir ülkemizde de meşhur olan Missha' nın incili maskesi geçti elime ve tek kelimeyle bayıldım. Ambalaj üzerinde içeriğini görünce pek de iyi bir performans beklemiyordum açıkçası ama bir maske cildi bu kadar mı güzel nemlendirir, bu kadar mı ışıl ışıl parlatır, resmen nutkum tutuldu diyebilirim =) Sadece ben değil, sevgilim de fark etti olağan dışı bir şeyler yaptığımı cildime=)
Bb kremleriyle bayağı bir ülkemizde de meşhur olan Missha' nın incili maskesi geçti elime ve tek kelimeyle bayıldım. Ambalaj üzerinde içeriğini görünce pek de iyi bir performans beklemiyordum açıkçası ama bir maske cildi bu kadar mı güzel nemlendirir, bu kadar mı ışıl ışıl parlatır, resmen nutkum tutuldu diyebilirim =) Sadece ben değil, sevgilim de fark etti olağan dışı bir şeyler yaptığımı cildime=)Yukarıda da gördüğünüz gibi maskeyi ambalajından çıkarıp dikkatlice, yırtılmaması için özen göstererek katlarını açıyorsunuz ve yüzünüze yerleştiriyorsunuz. Paketin içinde kalan bakım sıvısını da boynunuza sürüp yaklaşık 20 dakika kadar bekliyorsunuz. Hepsi bu kadar! Uygulamayı takip eden 3 gün boyunca makyaj da dahil olmak üzere başka hiç bir şey yapmanıza gerek kalmıyor cildiniz için -en azından benim için öyle oluyor=)- Zerdeçal maskemi tamamen terk ettim bu ürün sayesinde, hem gerçekten çok etkili hem de yok aktı mı, yok sağa sola bulaştı mı derdi yok. Tabi bazı dezavantajları da yok değil. Mesela göz, burun ve dudaklar için açılmış olan delikler yüzünden yüzünüze tam olarak yerleştiremeyebilirsiniz, sonuçta hepimizin yüz hatları birbirinden farklı.
İyi güzel de ben şimdi nereden buluyum da alıyım bu kağıt maskelerden, malum kozmetik yasak diyorsanız da şöyle bir opsiyon mevcut:
Herhangi bir bakım sıvısı içermeyen sadece komprese edilmiş kağıt halinde de satılıyorlar ve siz kendiniz istediğinizi döküp -videoda 2:38' de örneği var- kendi maskenizi kendiniz hazırlayabiliyorsunuz. Allah' ın kağıdını kozmetikten saymazlar herhalde =) -Bu arada videodaki abla 38 yaşında mı neymiş * o *- Ben henüz stoklarım tükenmediği için bu yöntemi denemedim, açıkçası hazır satılanlar kadar etkili oluyor mu bilemiyorum ama yakınlarda yurt dışına çıkacak bir tanıdık bulamazsam denemeyi planlıyorum.
Uzun lafın kısası ben bu kağıttan güzellik maskesi işine her yönden bayıldım, eğer fırsat bulabilirsem farklı markaları da denemek istiyorum ama Missha' nın incili maskesi gerçekten cildime çok iyi geldi, umarım kullanmaya devam etmenin bir yolunu bulabilirim=)
3 Eylül 2011 Cumartesi
Çilek Burunlu Kızın El Kitabı =)
Konu büyük gözeneklere gelince bazılarımız doğuştan şanssız... Hele ki bu kocaman gözenekler burun cildi üzerinde yer alıyorsa, hayat siyah nokta denen merete karşı saldırı ve imha stratejileri geliştirmekle geçiyor. Tabi ne yaparsak yapalım eğer büyük gözenekli bir cildimiz varsa sadece hafiflemesini sağlamak mümkün durumun, bakım yapmayı bıraktığımız zaman da her şeyin önceki haline döneceği kuşkusuz gerçek. Çilek burunlu bir kız olarak bugün sizinle kendi siyah noktalarla savaş taktiklerimi paylaşmak istiyorum =)
1. Dip Köşe Temizlik: Önce kötü haber gözeneklerimizi küçültmek mümkün değil (en azından ev ortamında), iyi haber ise cildimizi temiz tutmayı başarabilirsek en azından siyah nokta oluşumunu azaltabiliriz. Gün boyunca cildimize güneş kremi, nemlendirici, serum, makyaj malzemeleri olmak üzere bir sürü ürün sürüyoruz. Bu ürünler cildimizin ürettiği sebumla birleşiyor ve eğer efektif bir biçimde cilt temizliği yapmazsak cildimizin zaten fazlasıyla geniş olan gözeneklerinde birikiyorlar. Zaman içinde kimin zaman oksitlenerek siyah bir renk alıyorlar, kimi zaman da gözeneği tamamen tıkayarak sivilcelere neden oluyorlar.
Gelelim benim bu konuda nasıl bir yol izlediğime... Akşamları önce bir temizleme yağı ile -bu yağı aktardan aldığınız malzemelerle kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Formüller için tık tık. Benim tavsiyem hazır alacaksanız içinde mineral yağ olmamasına dikkat etmeniz, kendiniz hazırlayacaksanız da içine mutlaka hint yağı ve kayısı yağı eklemeniz yönünde- bir güzel makyajımı çıkarıyorum. Daha sonra içinde glikolik asit olan bir temizleyici ve Mia' yla sorunlu olan bölgelere daha fazla zaman ayırmaya dikkat ederek cildimi temizliyorum. Ben tonik basamağını es geçiyorum ama salisilik asit içeren bir toniği, cilt temizliğinden sonra kullanırsanız gözeneklerinizin temiz kalmasına çok yardımı dokunabilir.
2. Eksfoliyasyon: Çilek burunlu bir kızın düzenli olarak cilt tipine uygun olan bir eksfoliyantla cildini temizlemesi gerekir. Ben haftada ortalama 3 kere eksfoliyasyon yapıyorum, denemelerim sonucu bana 3 defanın yettiği kanısına vardım, tabi herkesin cildi ve cildinin ihtiyaçları birbirinden farklı... Eksfoliyantlar deyince bunlar kimyasal (BHA & AHA mesela) veya fiziksel (dermal düzey mikrofiber bezler) olabilirler. Şimdi fark ediyorum ki kullandığım eksfoliyan ürünlerle ilgili çok bir şey yazmamışım, ileriki postlarda buluşmak dileğiyle diyeyim ve üçüncü basamağa geçeyim =)
3. Burun Bantları: Siyah noktaları parmaklarla veya yukarıdaki gibi nesnelerle sıkarak çıkarma taraftarı değilim şahsen ben, çünkü her ne kadar dikkat edilirse edilsin gözeneklerde iltihabi durumlar gelişebileceğini ve kaş yaparken göz çıkarılabileceğini-=)- düşünüyorum. Bunların yerine burun bantları kullanılması taraftarıyım bu yüzden. Daha önce siyah renkli soyulan maskelerden denemiş olsam da açıkçası umduğumu bulamadım. Benim bu konudaki favorim Biore Ultra Deep Cleansing Pore Strips. Haftada bir kere kullanımla gözeneklerin büyüklüğü gözle görülür bir şekilde küçülüyor gerçekten. Tabi bu ürünlerin aşırı hassas ve kılcal damar çatlamalarına meyilli ciltler tarafından kullanılmaması gerektiğini hatırlatmam lazım.
4. Maskeler: Özellikle kil ve aspirin maskeleri bu iş için biçilmiş kaftan diyebilirim. Kil maskelerini zaten biliyorsunuzdur, aspirin maskesini de duymayan kaldı mı bilemiyorum ama yine de kısaca aspirinin ana maddesi salisilik asit olduğu için -ki kendisi daha önce de yazdığım gibi BHA ailesine mensup bir asit- siyah noktalar üzerinde bu kadar etkili. Bir de yabancıların Milk of Magnesia (Türkiye' de Magnezi Kalsine adı altında satılıyor) dedikleri magnezyum oksit içeren laksatif var ki (ilk kimin aklına geldi yüzüne sürmek çok merak ediyorum gerçekten=)) siyah noktalar üzerinde çok işe yaradığını söyleyebilirim ama alkali bir madde olduğu için uzun vadede cilde pek iyi geleceğini düşünmediğim için ben sadece bir kaç kere denemekle yetindim.
5. Gece Bakımı: Cildinizin tipine göre belirlediğiniz BHA ve retinol içerikli ürünleri kapsayan bir rutinle siyah noktaları cildinizden uzak tutmanız mümkün. BHA içerikli ürün olarak verebileceğim en basit örnek Salsil-2 Jel, retinoik asit içeren ürün olarak ise Tretin. Daha önce her ikisinden de bahsetmiş olduğum için bu kısmı çok fazla uzatmayacağım ama AHA, BHA veya retinol kullanıyorsanız mutlaka yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanmanız gerektiğini hatırlatmam lazım. Tabi bir de BHA ve retinolün gebelik boyunca güvenli maddeler olmadıkları için kullanılmamaları gerektiğini vurgulamam gerek. Neyse ki AHA' larda bu tür bir tehlike olmadığı için gebelikte kullanılmalarında bir problem yok.
6. Gizlemek: Bu küçük canavarlardan kurtulmak için her şeyi yaptınız ama hala takıldıkları mekanda huzur içinde yaşayıp gidiyorlar mı, o zaman son silahımızı çıkarmanın vakti geldi demektir: İyi bir makyaj primeri... Ben Clinique Pore Minimizer Instant Perfector kullanmayı seviyorum ama cildinize uyum sağlayan herhangi bir makyaj bazı gözeneklerinizin ve siyah noktalarınızın görünümünü oldukça hafifletmenize yardımcı olabilir.
Bütün çilek burunlu kızlara siyah noktalarıyla olan mücadelelerinde üstün başarılar dileyerek şimdilik siyah nokta dosyasını kapatıyorum, herkesin gazası mübarek olsun=)
3. Burun Bantları: Siyah noktaları parmaklarla veya yukarıdaki gibi nesnelerle sıkarak çıkarma taraftarı değilim şahsen ben, çünkü her ne kadar dikkat edilirse edilsin gözeneklerde iltihabi durumlar gelişebileceğini ve kaş yaparken göz çıkarılabileceğini-=)- düşünüyorum. Bunların yerine burun bantları kullanılması taraftarıyım bu yüzden. Daha önce siyah renkli soyulan maskelerden denemiş olsam da açıkçası umduğumu bulamadım. Benim bu konudaki favorim Biore Ultra Deep Cleansing Pore Strips. Haftada bir kere kullanımla gözeneklerin büyüklüğü gözle görülür bir şekilde küçülüyor gerçekten. Tabi bu ürünlerin aşırı hassas ve kılcal damar çatlamalarına meyilli ciltler tarafından kullanılmaması gerektiğini hatırlatmam lazım.
4. Maskeler: Özellikle kil ve aspirin maskeleri bu iş için biçilmiş kaftan diyebilirim. Kil maskelerini zaten biliyorsunuzdur, aspirin maskesini de duymayan kaldı mı bilemiyorum ama yine de kısaca aspirinin ana maddesi salisilik asit olduğu için -ki kendisi daha önce de yazdığım gibi BHA ailesine mensup bir asit- siyah noktalar üzerinde bu kadar etkili. Bir de yabancıların Milk of Magnesia (Türkiye' de Magnezi Kalsine adı altında satılıyor) dedikleri magnezyum oksit içeren laksatif var ki (ilk kimin aklına geldi yüzüne sürmek çok merak ediyorum gerçekten=)) siyah noktalar üzerinde çok işe yaradığını söyleyebilirim ama alkali bir madde olduğu için uzun vadede cilde pek iyi geleceğini düşünmediğim için ben sadece bir kaç kere denemekle yetindim.
5. Gece Bakımı: Cildinizin tipine göre belirlediğiniz BHA ve retinol içerikli ürünleri kapsayan bir rutinle siyah noktaları cildinizden uzak tutmanız mümkün. BHA içerikli ürün olarak verebileceğim en basit örnek Salsil-2 Jel, retinoik asit içeren ürün olarak ise Tretin. Daha önce her ikisinden de bahsetmiş olduğum için bu kısmı çok fazla uzatmayacağım ama AHA, BHA veya retinol kullanıyorsanız mutlaka yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanmanız gerektiğini hatırlatmam lazım. Tabi bir de BHA ve retinolün gebelik boyunca güvenli maddeler olmadıkları için kullanılmamaları gerektiğini vurgulamam gerek. Neyse ki AHA' larda bu tür bir tehlike olmadığı için gebelikte kullanılmalarında bir problem yok.
6. Gizlemek: Bu küçük canavarlardan kurtulmak için her şeyi yaptınız ama hala takıldıkları mekanda huzur içinde yaşayıp gidiyorlar mı, o zaman son silahımızı çıkarmanın vakti geldi demektir: İyi bir makyaj primeri... Ben Clinique Pore Minimizer Instant Perfector kullanmayı seviyorum ama cildinize uyum sağlayan herhangi bir makyaj bazı gözeneklerinizin ve siyah noktalarınızın görünümünü oldukça hafifletmenize yardımcı olabilir.
Bütün çilek burunlu kızlara siyah noktalarıyla olan mücadelelerinde üstün başarılar dileyerek şimdilik siyah nokta dosyasını kapatıyorum, herkesin gazası mübarek olsun=)
26 Ağustos 2011 Cuma
Dermalogica Age Smart MultiVitamin Thermafoliant
Geçen yazdan bu yana ara ara kullandığım bir ürün kendisi. Koyu bir AHA' lı temizleyici meraklısı ve Mia sevdalısı olarak-=)- eksfoliant ürünlere çok fazla ihtiyacım olmuyor ama yinede arada cildimin farklı bir şeylere ihtiyacı olduğunu fark ettiğim zaman elimin gittiği iki üründen biri.
İçindeki mikrodermabrazyon kristallerini anımsatan partiküller sayesinde fiziksel, salisilik ve laktik asit sayesinde de kimyasal eksfoliant özelliklere sahip. Oldukça katı bir yapısı var ama yüzünüze sürüp masaj yapmaya başladığınızda hem yumuşuyor, hem de ısınmaya başlıyor. Çok az miktarı bile bütün yüzünüz için yeterli. İçindeki partiküllere gelirsek daha önce kullandığım bazı ürünlere göre daha ufaklar ama yine de hassas bir cildiniz varsa fazla bastırmamaya dikkat etmenizi tavsiye ederim. Islak veya kuru cilde uygulanabilir. Ben genellikle kuru cilde uygulamayı tercih ediyorum ama arada sabahları-hani böyle kendinizi de cildinizi de çok yorgun hissettiğiniz sabahlar olur ya hah işte öyle olanlarda=)- duşa girerken yanıma alıp ıslak cildime kullanıyorum , etkisi sanki biraz hafifliyor gibi geliyor ama cildinizin resmen yenilendiğini ve nefes almaya başladığını hissediyorsunuz. Cilt makyajınız da çok daha pürüzsüz ve güzel görünüyor.
Uzun lafı kısası benim kullanmayı çok sevdiğim, işini gerçekten iyi yaptığını düşündüğüm bir eksfoliant ürün kendisi. İçerik olarak da, yapı olarak da bir çok muadiline göre çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.
Kullanıcı yorumları
Dipnot: Malum yasaktan sonra kullandığım ürünler hakkında yazı hazırlamak bilmiyorum ne kadar mantıklı ama açıkçası ben bu genelgenin kalkacağı konusunda hala umutluyum. Türkiye' de bu ürünü satan bir kaç net mağazası gördüm ama o fiyatlara satın alır mıyım, hayır...
İçindeki mikrodermabrazyon kristallerini anımsatan partiküller sayesinde fiziksel, salisilik ve laktik asit sayesinde de kimyasal eksfoliant özelliklere sahip. Oldukça katı bir yapısı var ama yüzünüze sürüp masaj yapmaya başladığınızda hem yumuşuyor, hem de ısınmaya başlıyor. Çok az miktarı bile bütün yüzünüz için yeterli. İçindeki partiküllere gelirsek daha önce kullandığım bazı ürünlere göre daha ufaklar ama yine de hassas bir cildiniz varsa fazla bastırmamaya dikkat etmenizi tavsiye ederim. Islak veya kuru cilde uygulanabilir. Ben genellikle kuru cilde uygulamayı tercih ediyorum ama arada sabahları-hani böyle kendinizi de cildinizi de çok yorgun hissettiğiniz sabahlar olur ya hah işte öyle olanlarda=)- duşa girerken yanıma alıp ıslak cildime kullanıyorum , etkisi sanki biraz hafifliyor gibi geliyor ama cildinizin resmen yenilendiğini ve nefes almaya başladığını hissediyorsunuz. Cilt makyajınız da çok daha pürüzsüz ve güzel görünüyor.
Uzun lafı kısası benim kullanmayı çok sevdiğim, işini gerçekten iyi yaptığını düşündüğüm bir eksfoliant ürün kendisi. İçerik olarak da, yapı olarak da bir çok muadiline göre çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.
Kullanıcı yorumları
Dipnot: Malum yasaktan sonra kullandığım ürünler hakkında yazı hazırlamak bilmiyorum ne kadar mantıklı ama açıkçası ben bu genelgenin kalkacağı konusunda hala umutluyum. Türkiye' de bu ürünü satan bir kaç net mağazası gördüm ama o fiyatlara satın alır mıyım, hayır...
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Zerdeçal
Asya mutfağında sıklıkla kullanılmasına rağmen bizim pek de yüz vermediğimiz bir baharat zerdeçal, diğer bir adıyla Hint safranı. Günümüzde sağlık açısından bir çok yararı olduğu kanıtlanmış, zaten yüz yıllar boyu özellikle Hindistan'da halk hekimliğinde kullanılmış bir baharat ama ben size nette gezinirken öğrendiğim ve denediğim zaman gerçekten bayıldığım bir faydasından bahsedeceğim.40 gün 40 gece süren şatafatlı Hint düğünlerini duymuşsunuzdur. 40 gün 40 gece süren sadece düğün değilmiş meğerse, gelini büyük gecesine hazırlamak için uygulanan zerdeçallı güzellik ritüelinin de süresiymiş... Eğer 200 yıl öncesinde yaşayan Hintli bir gelin olsaydınız, şu an en büyük düğün hazırlığınız kendinizi baştan aşağıya zerdeçallı bir karışıma bulamak olurdu diyebilirim =)
Bu karışımın geleneksel tarifi şöyle:
1/3 tatlı kaşığı zerdeçal
2 yemek kaşığı nohut unu
1/3 tatlı kaşığı sandal ağacı tozu
ve bu malzemeleri macun haline getirebilecek kadar süt
Gelinler için hazırlanan geleneksel tarif böyle ama bu tarife sadık kalmanıza gerek yok. Mesela ben yağlı ve karma ciltler için tavsiye edilen zerdeçal ve limon suyu karıştırılarak yapılan tarifi denedim. Kuru ciltler için ise limon suyu yerine gül suyu kullanılarak hazırlanması gerekiyor maskenin.
Daha önce zerde tatlısı yapanlar bilirler, zerdeye o sarı rengi veren baharat zerdeçalın ta kendisi. O yüzden dikkatle hazırlanması ve uygulanması gereken bir maske olduğunu belirtmeliyim ki cildimiz güzel görünecek derken her taraf sapsarı bir renge boyanmasın. Hazırlarken porselen değil de cam bir kase kullanırsanız, üstünüze de eski bir tişört giyerseniz ve dikkatli davranırsanız çevre temizliği problemi kalmaz. Gelelim elinize ve yüzünüze bulaşan zerdeçalın rengini yok etmeye, bunun kurtuluş yolu ise yoğurt veya sütten geçiyor. Zerdaçallı maskenizi çıkardıktan sonra yüzünüzü yoğurt veya süte batırdığınız bir pamukla temizlediğiniz de o ikterik görüntü de ortadan kalkıyor. Ve gerçekten öyle güzel bir cilt ortaya çıkıyor ki denemeden inanmanız mümkün değil. Eğer yüzünüzde sivilce varsa anında küçüldüğünü görüyorsunuz (zerdeçalın antienflamatuar özelliklerinden dolayı sanırım), sivilce izleriniz varsa görünmez hale geliyorlar ve cildinize öyle bir ışıltı hakim oluyor ki hiç bir aydınlatıcı makyaj ürünü bu kadar iyi iş çıkartamaz bence. Renk vermesi bakımından biraz zahmetli bir maske olsa da ( bu yüzden deneyeceksiniz boş bir gününüzde yapmanızı tavsiye ederim) bence hakkını veriyor yani sonuna kadar.
Kullanıcı Yorumları
14 Nisan 2011 Perşembe
RoC Retinol Correxion Deep Wrinkle Night Cream
Bu postta yeni bir retinol ürünü denediğimden bahsetmiştim hatırlarsanız. Öncelikle Roc' un kendi sitesindeki klinik çalışmalara bir göz atmak isteyenler için tık tık. Gelelim benim izlenimlerime...
Eğer retinol ürünlerine yeni yeni başlıyorsanız bu ürün hafif bir geçiş yapmanızı sağlayabilir çünkü içeriğindeki retinol konsantrasyonun çok yüksek olduğunu zannetmiyorum, yani doğru kullanımla bir çok cilt tarafından irritasyon bulguları yaşanmadan tolere edilebilir ve daha önce dediğim gibi fiyat olarak da çok uygun bir ürün. Amma velakin benim gibi uzun bir süreden beri retinol içeren ürünlerle tanışıklığınız varsa bu ürün sizi çok tatmin etmeyebilir.
Ambalajlanma biçimi bence güzel, kullanım süresince aktif içerikleri bozulmadan saklayabileceğini düşünüyorum. İçeriğindeki glikolik asit sayesinde hafif bir kimyasal peeling özelliği de olduğu için cildin daha duru görünmesine yardımcı oluyor ve sivilceler üzerinde de gözle görülür bir etkisi var- en azından benim için öyle- Kırışıklıklar üzerindeki etkisini bilemiyorum henüz öyle bir problemim olmadığı için. Bunlar artı taraflarıydı, gelelim eksilerine... Uzun zamandır genellikle dermokozmetik ürünler kullandığımdan mıdır bilemiyorum ama bana göre tahammül edilemeyecek kadar ağır bir kokusu var. Kötü bir koku değil aslında, parfüm gibi bir şey ama gece uyurken yüzüme sürdüğüm şeyin bu kadar ağır kokması benim gerçekten başımın ağrımasına yol açıyor diyebilirim=) Diğer bir eksisi ise zavallım RoC' u durup durup SkinCeuticals' la kıyaslıyor olmam ki bu aslında benim yol açtığım bir durum... Sonuç olarak ben 2 haftalık kullanımdan sonra yeni bir kutu SkinCeuticals Retinol siparişi verdim, RoC' u da arada bir boynumda kullanarak tüketmeye karar verdim. Yazının başında da dediğim gibi eğer retinol ürünlerinde yeniyseniz veya fazla bir bütçe ayırmak istemiyorsanız deneyebileceğiniz ve severek de kullanabileceğiniz bir ürün bana kalırsa ama ben bir daha SkinCeuticals' ımdan ayrılmak istemiyorum=)
Ürün Yorumları
Ben Nereden Aldım
Eğer retinol ürünlerine yeni yeni başlıyorsanız bu ürün hafif bir geçiş yapmanızı sağlayabilir çünkü içeriğindeki retinol konsantrasyonun çok yüksek olduğunu zannetmiyorum, yani doğru kullanımla bir çok cilt tarafından irritasyon bulguları yaşanmadan tolere edilebilir ve daha önce dediğim gibi fiyat olarak da çok uygun bir ürün. Amma velakin benim gibi uzun bir süreden beri retinol içeren ürünlerle tanışıklığınız varsa bu ürün sizi çok tatmin etmeyebilir.
Ambalajlanma biçimi bence güzel, kullanım süresince aktif içerikleri bozulmadan saklayabileceğini düşünüyorum. İçeriğindeki glikolik asit sayesinde hafif bir kimyasal peeling özelliği de olduğu için cildin daha duru görünmesine yardımcı oluyor ve sivilceler üzerinde de gözle görülür bir etkisi var- en azından benim için öyle- Kırışıklıklar üzerindeki etkisini bilemiyorum henüz öyle bir problemim olmadığı için. Bunlar artı taraflarıydı, gelelim eksilerine... Uzun zamandır genellikle dermokozmetik ürünler kullandığımdan mıdır bilemiyorum ama bana göre tahammül edilemeyecek kadar ağır bir kokusu var. Kötü bir koku değil aslında, parfüm gibi bir şey ama gece uyurken yüzüme sürdüğüm şeyin bu kadar ağır kokması benim gerçekten başımın ağrımasına yol açıyor diyebilirim=) Diğer bir eksisi ise zavallım RoC' u durup durup SkinCeuticals' la kıyaslıyor olmam ki bu aslında benim yol açtığım bir durum... Sonuç olarak ben 2 haftalık kullanımdan sonra yeni bir kutu SkinCeuticals Retinol siparişi verdim, RoC' u da arada bir boynumda kullanarak tüketmeye karar verdim. Yazının başında da dediğim gibi eğer retinol ürünlerinde yeniyseniz veya fazla bir bütçe ayırmak istemiyorsanız deneyebileceğiniz ve severek de kullanabileceğiniz bir ürün bana kalırsa ama ben bir daha SkinCeuticals' ımdan ayrılmak istemiyorum=)
Ürün Yorumları
Ben Nereden Aldım
5 Mart 2011 Cumartesi
Neova Ti-Silc GT SPF 60+
Daha önce bahsettiğim Shiseido' nun güneş kremi artık üretilmiyor, neden insanlar tarafından bu kadar çok sevilen bir ürünü değiştirme ihtiyacı duyduklarını anlamak pek mümkün değil doğrusu ama en azından bu ürünü kullandığım süre boyunca kafamdaki "Bir kozmetik firmasının ürettiği güneş koruyucu acaba cildimi güneşin zararlı ışınlarından yeterince koruyabiliyor mu" sorusundan kurtulmuş oldum =)
Gelelim bu aralar hangi ürünü kullandığıma.. Bilemiyorum fark ettiniz mi ama genelde sadece hoşuma giden ürünleri yazıyorum, gitmeyenleri yazmaya üşeniyorum nedense=) Neova Ti-Silc spf 60 da sevdiğim bir ürün oldu uzun zamandır. Kendisi hem kimyasal hem de fiziksel koruyucular içeriyor ama genel olarak fiziksel koruyucu olarak anılıyor piyasada. Aynı zamanda yeşil çay özü ve E vitamini gibi antioxidant maddeler de içerirken parabenleri içermiyor. Resimde de görüldüğü gibi ten rengi, yani sürüldüğünde cildinizde beyaz bir tabaka oluşturmuyor. Verdiğiniz paranın karşılığını ürünün 120 ml olması dolayısıyla da bana göre fazlasıyla alıyorsunuz. Yapı olarak bayağı yoğun olduğunu söylemem gerek, yani yağlı ciltler için makyajla birlikte kullanıldığında özellikle yaz aylarında kabus gibi olabilme ihtimalini göz önünde bulundurmak lazım. Ben bu durumu fazla kafama takmıyorum açıkçası çünkü vaat ettiği güneş korumasının hakkını sonuna kadar verdiğine inanıyorum ve günde sadece 1-2 kere burnumu pudralamak zahmetine bu durumda katlanabileceğimi düşünüyorum. Hem de cildimin kuru olan bölgelerini- yanaklarım mesela- çok güzel nemlendirdiği için güneş korumasının altına nemlendirici kullanma zahmetinden kurtarıyor beni. Yani bence kuru ve karma ciltlilerin sevebileceği ama yağlı ciltli olanlar için çok da uygun olmayacak bir ürün.
Aynı zamanda 80 dakikaya kadar suya dayanıklı ve ter geçirmez, bu özellikleri sayesinde bence yağlı bir cilde sahipseniz bile deniz, güneş ve havuz üçlüsü için yanınıza alabileceğiniz en güvenilir ürünlerden biri. Üzerinde yazdığına göre non- comodegenic yani cilt gözeneklerini tıkayarak sivilcelere neden olmuyor, ben zaten pek sivilceye eğilimli bir cilde sahip olmadığım için bunun ne kadar gerçekçi bir vaat olduğunu değerlendiremeyeceğim.
Uzun lafın kısası eğer kuru, yaşı kemale ermiş veya güneş lekelerine çok eğilimli bir cildiniz varsa, yada kimyasal peeling, lazer gibi bazı prosedürlere maruz kalıyorsanız ve cildinizin güneşe duyarlılığı hat safhada ise bence bu üründen memnun kalabilirsiniz.
İçeriği:
Active Ingredients: Octinoxate 7.5%, Titanium Dioxide 7.0%
Inactive Ingredients: Green Tea (Camellia Sinensis) Extract, Water, Dimethicone Copolyol, Hydrogenated Polybutene, Cyclomethicone, Octyl Stearate, Helianthus Annuus (Sunflower) Seed Oil, Microcrystalline Wax, Tamanu (Calophylium Tacamahaca) Seed Oil, Dimethicone, Lecithin, Hydrolyzed Rice Protein, Hydrogenated Castor Oil, Sodium Chloride, Polyglyceryl-3 Octyl Salicylate, Silica, Alumina, Stearic Acid, DMDM Hydantoin, Tocopheryl Acetate, Iron Oxides, Beta-Carotene, Cholecalciferol (Vitamin D3), Iodopropynyl Butylcarbamate.
Gelelim bu aralar hangi ürünü kullandığıma.. Bilemiyorum fark ettiniz mi ama genelde sadece hoşuma giden ürünleri yazıyorum, gitmeyenleri yazmaya üşeniyorum nedense=) Neova Ti-Silc spf 60 da sevdiğim bir ürün oldu uzun zamandır. Kendisi hem kimyasal hem de fiziksel koruyucular içeriyor ama genel olarak fiziksel koruyucu olarak anılıyor piyasada. Aynı zamanda yeşil çay özü ve E vitamini gibi antioxidant maddeler de içerirken parabenleri içermiyor. Resimde de görüldüğü gibi ten rengi, yani sürüldüğünde cildinizde beyaz bir tabaka oluşturmuyor. Verdiğiniz paranın karşılığını ürünün 120 ml olması dolayısıyla da bana göre fazlasıyla alıyorsunuz. Yapı olarak bayağı yoğun olduğunu söylemem gerek, yani yağlı ciltler için makyajla birlikte kullanıldığında özellikle yaz aylarında kabus gibi olabilme ihtimalini göz önünde bulundurmak lazım. Ben bu durumu fazla kafama takmıyorum açıkçası çünkü vaat ettiği güneş korumasının hakkını sonuna kadar verdiğine inanıyorum ve günde sadece 1-2 kere burnumu pudralamak zahmetine bu durumda katlanabileceğimi düşünüyorum. Hem de cildimin kuru olan bölgelerini- yanaklarım mesela- çok güzel nemlendirdiği için güneş korumasının altına nemlendirici kullanma zahmetinden kurtarıyor beni. Yani bence kuru ve karma ciltlilerin sevebileceği ama yağlı ciltli olanlar için çok da uygun olmayacak bir ürün.
Aynı zamanda 80 dakikaya kadar suya dayanıklı ve ter geçirmez, bu özellikleri sayesinde bence yağlı bir cilde sahipseniz bile deniz, güneş ve havuz üçlüsü için yanınıza alabileceğiniz en güvenilir ürünlerden biri. Üzerinde yazdığına göre non- comodegenic yani cilt gözeneklerini tıkayarak sivilcelere neden olmuyor, ben zaten pek sivilceye eğilimli bir cilde sahip olmadığım için bunun ne kadar gerçekçi bir vaat olduğunu değerlendiremeyeceğim.
Uzun lafın kısası eğer kuru, yaşı kemale ermiş veya güneş lekelerine çok eğilimli bir cildiniz varsa, yada kimyasal peeling, lazer gibi bazı prosedürlere maruz kalıyorsanız ve cildinizin güneşe duyarlılığı hat safhada ise bence bu üründen memnun kalabilirsiniz.
İçeriği:
Active Ingredients: Octinoxate 7.5%, Titanium Dioxide 7.0%
Inactive Ingredients: Green Tea (Camellia Sinensis) Extract, Water, Dimethicone Copolyol, Hydrogenated Polybutene, Cyclomethicone, Octyl Stearate, Helianthus Annuus (Sunflower) Seed Oil, Microcrystalline Wax, Tamanu (Calophylium Tacamahaca) Seed Oil, Dimethicone, Lecithin, Hydrolyzed Rice Protein, Hydrogenated Castor Oil, Sodium Chloride, Polyglyceryl-3 Octyl Salicylate, Silica, Alumina, Stearic Acid, DMDM Hydantoin, Tocopheryl Acetate, Iron Oxides, Beta-Carotene, Cholecalciferol (Vitamin D3), Iodopropynyl Butylcarbamate.
24 Şubat 2011 Perşembe
SkinCeuticals Refining Night Cream with Pure Retinol
Yapılan araştırmalara göre antiaging etkinliği en çok kabul görmüş olan madde ne derseniz, cevabım retinol olur (tabi güneşten koruyucu ürünlerden sonra), sadece ben değil FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) de aynı fikirde. Retinol nedir ve ne yapar diye kısaca özetlemek gerekirse retinol vitamin A' nın bir formudur ve cilt hücrelerinin yenilenme sürecini hızlandırır ki zaten insanlar yaşlandıkça cilt yenilenme süreleri uzar. Aynı zamanda da cildin önemli bir yapı taşı olan kollajen yapımını tetikler diyebiliriz. Hal böyle olunca da piyasada retinol ve retinol deriveleri içeren onlarca üründen geçilmiyor tabi. Bu ürünlerin genel olarak vaat ettikleri daha genç ve pürüzsüz bir cilt ki bunu da kırışıklıkları, gözenekleri ve cilt lekelerini azaltarak sağladıklarını iddia ediyorlar.

Gelelim benim retinol içeren ürünlerle olan mazime =) Yaklaşık 3.5 sene önce "şimdiden cilt bakım rutinime ekleyeyim bari" diye düşünerek haftada iki gece kullanmaya başladığım Tretin isimli -ki kendisi aslında akne ilacı olarak eczanelerde satılır- krem yüzünden retinol maceram hemen orada sonlanıyordu neredeyse çünkü aslında çok da fazla hassas olmayan cildim dikkatli bir şekilde kullanmış olmama rağmen Tretin' e karşı öyle bir duyarlılık göstermişti ki yüzümün her tarafı kuruyup soyulduğu için konuşmak bile eziyet haline geldi günlerce, tabi korkunç göründüğümü tahmin etmek çok zor değil =) Ama yılmadım ve uzunca bir araştırmadan sonra SkinCeuticals' ın Retinol kremini denemeye karar verdim. Bu kremin 0.5 ve 1'lik olmak üzere iki tane formu var. Ben 0.5' le başladım ve cildimin artık alıştığını düşündükten sonra 1' lik forma terfi ettim. Evet Tretin' e kıyasla çok daha pahalı ve çok daha az etkin bir form SkinCeuticals' ın retinolü belki ama palyaço gibi kıpkırmızı soyulan ve deli gibi acıyan bir suratla etrafta gezinmekten bence bin kat iyidir.
Henüz 27 yaşıma yeni girdiğim için retinolün kırışıklıklar üstünde nasıl bir etkisi olduğunu kestirmem mümkün değil, zaten bu etki ha deyince ortaya çıkacak bir şey de değil ama bence madem elimizde bu tür bir ürün var şimdiden düzenli olarak kullanmaya başlayarak yeni kırışıklıkların oluşmasını geciktirmek iyi bir fikir gibi görünüyor.
Kırışıklıklar hakkında bir şey söyleyemem ama gün aşırı geceleri güzelce temizlenmiş cildinize uyguladığınız retinolün sivilce oluşumunu engellediğini ve var olan sivilcelerin hızlı bir biçimde geçmelerini sağladığını söyleyebilirim. Bunu gerçekleştirme yöntemi cildi hafif hafif yenilemek -tretin örneğinde komple soymak =)- olduğu için cildin çok daha berrak ve pürüzsüz görünmesini sağladıkları da bir gerçek.
Uzun lafın kısası bence retinolü bir şekilde cilt bakım rutininize sokmanız iyi bir fikir. Bunun için piyasadaki retinol içeren ürünlerden size ve cildinize uygun olanını seçmeniz lazım çünkü aralarında gerçekten fiyat ve etkinlik bakımından uçurumlar söz konusu. Mesela Tretin krem çok etkin bir form, fiyatı da uygun (gerçi bu yüzden ambalajlanma biçimi etkinliğinin koruması açısından pek kullanışlı değil) ama pratiğe gelince bazılarımızda aşırı hassasiyete neden olabilir. Bu yüzden ben uzun zamandır tercihimi Skinceuticals' ın retinolünden yana kullandım ve gerçekten cildime verdiği pürüzsüzlük ve uyum sayesinde çok memnun kaldım (tabi bir de gelecek için vaat ettikleri=)), ışık ve hava geçirmeyen pompalı bir şişe içinde geldiği için zaman içinde etkinliğinin azalması konusunda da bir endişem olmadı, bütçesi müsait olan retinol kullanıcılarına gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir ürün kendisi. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü bir kaç gün önce yeni bir retinol ürünü kullanmaya başladım, henüz bir şey söylemek için çok erken olduğu için şimdilik susuyorum ve sadece fiyat olarak çok uygun bir ürün olduğunu ve hakkında nette çok güzel yorumlar bulunduğunu ekliyorum.
Daha da uzun lafın kısası =) retinol kullanmayı düşünüyorsanız ve bütçeniz müsait ise bence SkinCeuticals' ı bir deneyin, pişman kalmazsınız derim=)
ÇOK ÖNEMLİ: Eğer bebek bekliyorsanız retinol ürünlerinden uzak durmanız gerekir çünkü bebek üzerinde çok ciddi hasarlara yol açabilir retinol ve derivelerini içeren ürünler.
Etiketler:
cilt bakımı,
gece kremi,
retinol,
SkinCeuticals
20 Aralık 2010 Pazartesi
Alpha Hydrox Foaming Face Wash
Bu size bahsedeceğim beşinci cilt temizleyici ürün olacak sanırım ve diğerlerinden farksız olarak bu üründe de düşük konsantrasyonlarda olsa da alfa hidroksi asit(AHA) var =) Yurtdışında -fiyatının düşük olması nedeniyle sanırım- seveni gerçekten çok fazla. Ben yaklaşık 3.5- 4 yıldır daha önce bahsetmiş olduğum BWC' nin temizleyicisi elimde kalmadığı dönemlerde kullanılmak üzere banyo dolabımda bir şişe bulunduruyorum. İçinde parfüm ilavesi yok, gözleri yakmadan göz makyajını temizleme kabiliyetine sahip aynı BWC ve Purity Made Simple gibi, cilt makyajını temizleme konusunda da oldukça başarılı, gerçekten güzel temizliyor ama cildi fazla hırpalayıp kurutmuyor ve bence fiyatı da göz önünde bulundurulduğunda sahip olduğu ünü hak ediyor. Kısacası basit ve güzel bir temizleyici. Purity' le kıyaslarsam ben Alpha Hydrox derim ama kesinlikle BWC' nin temizleyicisinin yerini bence hiçbiri tutamaz=)
Etiketler:
AHA,
Alpha Hydrox,
cilt bakımı,
Temizleyici
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Clarisonic Mia

Pahalı mı evet, verdiğin paraya değer mi bence evet, her hangi bir cilt temizleme fırçası aynı işi görebilir mi belki de ama henüz ben rastlamadım...
Renk seçenekleri mevcut ama benim gibi "pembe olsun da 100 lira fazla olsun" diyen birisiyseniz ve cilt bakıma meraklıysanız zaten pembe olan Mia' yı görüp de "benim olmalı" diye düşünmemeniz imkansız bence...
En baştan uyarmam lazım, resimde de belli olduğu gibi şarj aletinin fişi bizim evdeki prizlere uygun değil, benim gibi bu ayrıntıyı gözden kaçırıp akşamı bin bir hevesle bekleyip şarj etmeye çalıştığınızda dudaklarınız sarkmasın=) Eve gitmeden önce elektrikçiye uğrayıp uygun aparatı yani ABD' ye özgü fişleri bizimkilere dönüştüren adaptör mü diyim artık her neyse ondan alıp gidin=)
Gelelim bu küçük hanımefendinin nasıl bişi olduğuna... İlk kullanımdan önce 24 saat boyunca şarj etmeniz gerekiyor, ben günde bir defa 2 dakika süreyle kullanıyorum, ortalama olarak 10 günde bir tekrar şarj etmem gerekiyor. Düğmesine bastığınızda 1 dakika boyunca çalışıyor, 1 dakika sonunda kendi kendine kapanıyor. Kullanmadan önce yüzümü ıslatıp belli bölgelere küçük noktalar halinde yüz yıkama jelimden sürdükten sonra her yüz bölgemde ihtiyaç gördüğüm süre kadar kullanıyorum. Zaten kendi kendine titreşimler yaydığı için kullanırken cildime fazla bastırmamaya dikkat ediyorum. Kutunun içinden kendi cilt temizleyicisi ve bir adet hassas ciltler için olan başlığı çıkıyor. Başlığını ortalama 3 ay sonra değiştirmek gerekli, ben buradan 2li paket hassas ciltler için olan başlığını alıp şimdiden hazırlığımı yaptım=) Başlığın ıslak kalmamasına itina etmek gerekli çünkü kaldığı zaman haliyle hoş olmayan bir şekilde kokabiliyor.
Çok da hassas olmayan bir cilt yapım var ama yine de günde 2 kere kullanmak bana fazla geldiği için sadece akşamları cleansing oille makyajımı çıkardıktan sonra kullanıyorum. İlk kullanımdan itibaren cildi yumuşacık yapıyor, gerçekten tertemiz hissediyorsunuz (benim gibi cilt temizleme manyaklarına duyurulur=)). Sevgilim dediğine göre gözenekleri son derece belli olan çilek burnumun çilekliği azalmış, tabi ki geniş gözenekli bir cildiniz varsa ne yaparsanız yapın tam olarak bu durumu ortadan kaldırmanız olası değil ama yine de ben de genel olarak burnumdaki gözeneklerin daha az göze görünür hale geldiklerini farkettim. Tabi bu kadar dip köşe temizlik yapan bir ürün kullandıktan sonra uyguladığınız cilt bakım ürünlerinin etkilerini çok daha iyi bir biçimde gösterdikleri de aşikar. İddia ettiği gibi kırışık oluşumunu azaltır mı bilemem ama derinlemesine temizlik için kullandığım kimyasal peeling etkili yüksek oranda glikolik asit içeren temizleyicilere ihtiyacım kalmadı Mia geldikten sonra...
M.D. Forte Skin Rejuvenation Eye Cream
Aslında bu gözaltı kremi yaşı bayağı bir kemale ermişlerimiz için ama içerik açısından bakıldığında ben şu an kullanmamak için her hangi bir neden göremiyorum. Son 2 yıldır mutlaka başucumdaki cilt bakım ürünleri çekmecemde bulundurduğum bir krem. Pompalı şişesi sayesinde kullanım rahatlığı bakımından şahane, düzenli olarak kullandığım dönemlerde sabah makyajımı yaparken "Gözaltı kapatıcısına ihtiyacım yok bugün" diye düşünmemi sağlayan müthişlikte, bu düzenli kullanımı üşenmeyip de ömrümün sonuna kadar devam ettirirsem hiç gözaltı problemim olamadan öleceğimi düşündürtecek olağanüstülükte kendisi=) İçinde glikolik asit ve retinol bulunduğundan kullanmaya başladığınız ilk günlerde göz altlarında birazcık kuruma ve kızarıklığa neden oluyor ama sabredip kullanmaya devam ederseniz bu durum ortadan kalkıyor ve göz altınız 10 yıl önceki haline dönüşüveriyor. O hani göz altlarında minik minik beyaz birikintiler var ya milia dediğimiz sayıları günden güne azalıyor ve düzenli bir şekilde kullanmaya devam edildiğinde gözaltı pürüzsüz bir hal alıyor (benim bu kremi kullanmaya başlamamın asıl neden milialardı). Sonuç olarak iyi ki varlığını farketmişim dediğim ve 25 yıl filan daha kullanmayı planladığım bir göz altı kremi kendisi.
15 Mayıs 2010 Cumartesi
Beauty Without Cruelty Facial Cleanser

Gelmiş geçmiş en iyi temizleyici bence kesinlikle budur... Büyük konuştum biliyorum ama gerçekten çok seviyorum kendisini napıyım...
ARTILAR:
1. Öncelikle kendisi organik (benim için çok büyük bir meziyet değil gerçi =))
2. İçinde %3 glikolik asit var ( önceki postları okuyanlar bilir glikolik sevgimi) ki bu da cildimin yumuşacık olmasını sağlıyor
3. Şişesi pompalı
4. Kullandığım süre içinde tek bir tane bile sivilce çıkmasına izin vermedi yüzümde
5. Sabah ve akşam her gün kullanmak için ideal (tabi eğer cildiniz benimki gibi karma yada yağlıysa)
6. Gözlerimi yakmadığı için sabah lens takarken gözlerim kan çanağına dönmüyor
EKSİLER:
1. Kokusuna çok da fazla bayılmıyorum ama alışıyor insan zamanla, organik işte...
2. iherb'den almak zorunda kaldığım için shipping için bayaa para veriyorum (ebayde satıcı bulamadım bir türlü)
Etiketler:
AHA,
Beauty Without Cruelty,
cilt bakımı,
Temizleyici
28 Şubat 2010 Pazar
Shiseido Ultimate Sun Protection Lotion Spf 55 PA+++

Günümüzde spf içeren ürünler sabah rutinlerinin olmazsa olmazı. Hangi cilt hekimini dinlesek aynı şeyi söylüyor "Güneş, cildimizin en büyük düşmanlarından biri". Üstelik birçoğumuzun kullandığı içinde glikolik asit, retinol gibi cilt katmanlarını kaldırarak etkisini gösteren ürünler cildi güneşe karşı daha da savunmasız hale getiriyor. Hal böyle olunca da hem UVB hem de UVA ışınlarına karşı etkili, gün içinde etkisi azalmayan ve üzerine yaptığımız makyajı balçık çamura dönüştürmeyen bir güneş kremi arayışına girmek kaçınılmaz oluyor.
Sizi bu arayıştaki kazananımla tanıştırayım: Shiseido...
Aslında kozmetik markası ürünü olduğu için bütün o methedici yorumları uzun süre kulak arkası ettim ve dermokozmetik ürünler arasında arayışımı sürdürdüm, hatta arada bir kaç tane de organik cilt bakımı markasını denedim ama en sonunda "bu kadar çok insan memnunsa...." diyerek bir kaç ay önce strawberry' den siparişimi verdim. Etkinliğini ölçmem pek mümkün değil çünkü bulunduğum şehirde zaten güneş pek bizden hoşlanmıyor, yani yüzünü görmek daha henüz nasip olmadı diyebilirim ama okuduğum yorumlar etkinliği üzerine yemin ediyor ve ben de onlara inanıyorum çünkü kullandıklarım arasında en sevdiğim güneş kremi - daha doğrusu losyonu- bu oldu.
İlk elime aldığımda "2 günde biter yahu bu" demiştim ama öyle olmadı, şişenin içi görünmese de aylardır bolca kullandığım halde ağırlığında pek bir değişiklik olmadı. Cilt üstünde çok kolay yayılıyor ve kesinlikle ağırlık hissine neden olmuyor. Üstüne rahatlıkla makyaj yapılabiliyor, ekstra yağlanmaya neden olmuyor. Çoğu kişinin güneş kremlerinden nefret etmesine neden olan beyaz kalıntı durumu hakkında bişi diyemiyeceğim çünkü zaten açık tenli olduğum için böyle bir sorunla bugüne kadar hiç karşılaşmadım ama bu kadar hafif yapılı bir losyonun öyle bir soruna neden olabileceğini hiç sanmıyorum. Suya dayanıklı olduğu için cleansing oil kullanma zorunluluğu var gerçekten gözeneklerinize kadar tertemiz olmak istiyorsanız ama ben zaten cleansing oilsiz bir akşam rutini düşünemiyorum ( Bu arada saf zeytinyağı kullanmaya başladım son bir kaç haftadır Silk Naturals Apricot Cleansing Oilim bitince, sadece suyla durulanmıyor ama gerçekten çok memnunum, cildimi tertemiz ve yumuşacık yapıyor), aksi halde gözenekleri tıkayarak komedonlara neden olabilir bana kalırsa.
Fazla söze gerek yok eğer yüzünüzde kalıp gibi duran güneş kremlerinden sıkıldıysanız bence adamınız bu, deneyiniz=)
9 Şubat 2010 Salı
Philosophy: Purity Made Simple Cleanser

Bir cilt temizleyicisi manyağı olarak hep merak etmişimdir bu ürünü... Kullananlar ya çok sever yada nefret eder gibi bir durum söz konusu, ben nadir nötrlerden biriyim sanırım=)
Artıları:
* Gerçekten güzel temizliyor, o gün hafif bir makyaj yaptıysanız makyaj çıkarmak için ekstra bir ürün kullanmanıza gerek kalmıyor, gözleri yakmadığı için göz makyajını çıkarmak da olası
* Çok az miktarda kullanmak bile işinizi görüyor, şişenin yarısını elinize boca etmenize gerek yok
* Türkiye' de yaşayan biri için bulmak çok da zor değil, bu işlerle ilgili herkesin bildiği çilek de var mesela
Eksileri:
* Bana göre kokusu berbat, hani büyükannelerimizin ağrıyan dizlerine sürdükleri kremler vardır ya hah işte öyle kokuyor
* Her ne kadar ismi pure fln olsa da hiç bir püri paklığı yok bildiğiniz metilparaben, propilparaben bombası
* Yaptığı işi yapan daha ucuz temizleyiciler var piyasada
Sonuç olarak işte bu dedirtecek bir ürün değil benim için, olmasa da olur yani, beş üstünde iki buçuk yıldız...
8 Şubat 2010 Pazartesi
Laneige Star White Cream

Laneige anlamı Fransızca "kar" olan Kore menşeili bir kozmetik firması, aslında sırf bu nedenden dolayı bile ürünlerini denemek konusunda endişelerim vardı=) Fakat bu hatunun marka hakkındaki yorumları fena halde aklımı çeldi. Şöyle bir araştırma yapınca da bu kremi denemeye karar verdim, iyiki de öyle olmuş diyorum çünkü tek kelimeyle harika bişi zatı muhterem.
Firmanın asıl amacı Asya orjinli ciltleri memnun etmek, dolayısıyla cilt beyazlatma üzerine yoğunlaşmış sağlam serileri var. Ürünlerin çoğu karma ciltler için tasarlanmış ve çoğu ürün alkol içermiyor. Hal böyle olunca da cildi vıcık vıcık yağ içinde bırakmadan pamuk kıvamına getiren bir krem ortaya çıkmış.
Bir iki haftalık düzenli kullanım sonunda -ki ben bu kremi gece kremi olarak kullanıyorum- ciltteki renk farklılarını bariz bir şekilde azaltıyor ve cilde porselenimsi bir görüntü kazandırıyor. En azından benim için öyle oldu =) Cildimi çok güzel bir şekilde nemlendirmesi de cabası.
Emulsion, essence gibi kremle birlikte kullanılması tavsiye edilen ürünler de var star white serisinde ama ben sadece kremini kullanıyorum, o şekilde kullanılsa belki çok daha etkili olabilir fakat kolay kolay kimsenin cildini beğenmeyen 78 yaşındaki pamuk babaanneme "Senin cildinde bu aralar değişik bir güzellik var, ne yapıyorsan öyle devam et" dedirtmek için krem bana yetti de arttı bile=)
Kısacası her ne kadar beyaz tenli olsan da, saçların açık kumral olsa da, "Çok avrupai bir tipiniz var beyaaan" denilip durulsa da Asyalıyım huleyn ben diye haykırası geliyor kimi zaman insanın içinden=)
Ha bir de fondoteni var (Laneige Snow Crystal Dual Foundation) bu markanın çok denemek istediğim fakat renkleri nasıl çıkar diye korkup almaktan vazgeçtiğim ki cesaret gelir de denersem onu da yazarım başka bir postta....
3 Aralık 2009 Perşembe
MD Forte Facial Cleanser III

Ne yaparsanız yapın sivilcelerden yakanızı kurtaramıyor musunuz, yada sivilceniz yok ama cildiniz bir türlü istediğiniz kadar pürüzsüz görünmüyor mu, o zaman bu glikolik asitli temizleyici tam da aradığınız çözüm olabilir.
Cleansing oil kullanmak bence gerçekten cildi makyajdan ve waterproof ürünlerden arındırmak için harika bir çözüm ama hemen arkasından bir de glikolik asitli temizleyici kullanılırsa işte o zaman hiç bir cilt temizleyicisi bu ikilinin karşısında duramaz bence.
Glikolik asit kimdir, neyin nesidir kısaca açıklamak gerekirse alfa hidroksi asit ailesine mensup, cilt bakım ürünlerinde sıklıkla kullanılan, ürün içindeki yüzdesine göre etkinlik gösteren, cildin üst katmanlarını kimyasal olarak soyarak renk düzensizliklerinin, sivilce izlerinin, siyah noktaların ve çok derin olmayan kırışıkların hakkından gelen ve daha duru bir cilde sahip olmamıza yardımcı olan bir asit diyebiliriz. Alfa hidroksi asit bana göre daha çok 25 yaşından büyüklere hitap ederken küçük kardeşi beta hidroksi asit (salisilik asit mesela) ise daha küçük moleküler yapısıyla gözeneklere iyi bir şekilde geçerek sivilce oluşumunu ve siyah noktaları azaltan özellikleriyle daha genç yaş grubunun ihtiyaçlarını karşılayan bir asit türü.
Glikolik asitli ürünler piyasasının ağa babası birçoğumuzun bildiği MD Formulations markası ama hem MD Forte hem de MD Formulations' ın temizleyicilerini kullanmış biri olarak bence birinci açık arayla MD Forte.
MD Forte' nin 3 farklı konsantrasyonda glikolik asit içeren 3 farklı temizleyicisi var. Ben II numarayla - ki içinde %15 oranında glikolik asit var- başladıktan sonra III numarayla -glikolik asit içeriği %20- glikolik asitin nimetlerinden yararlanmaya devam ediyorum. Kıvam olarak köpüren bir yapısı yok, krem temizleyici formunda. Uygularken cildinizin kuru olması etkinliği açısından önem taşıyor. Yüksek oranlarda asit içeriği yüzünden ilk başlarda cildinizde iritasyon bulgularının ortaya çıkması doğal. Göz çevrenize yaklaştırmamanızı tavsiye ederim bu yüzden. Bende olmadı ama bazı kullananlar ilk başlarda sivilcelerinin arttığından yakınıyorlar hani önce kusturup sonra temizleme mevzusu...
Lafı daha fazla uzatmayım benim yokluğunda yaşanamazlar listemin üst sıralarında olan bir ürün. Birçok marka denedim ama bence en güvenilir ve etkili olan MD Forte. Eğer cildinizin glikolik asiti kaldıramıycak kadar hassas olduğunu düşünüyorsanız denemenizi tavsiye etmem ama eğer benimki gibi karma bir cilt yapısına sahipseniz ve cildinizin pürüzsüz ve canlı görünmesi gibi bir takıntınız varsa bence denemenizde fayda var.
Ürün yorumları için
Nerden alınır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































