KALİMERO

KALİMERO
...ama bu haksızlık!!!
saç bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saç bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2011 Pazartesi

Magic Leverag

Bu cicilerle tanışmam Vespa Girl Make Up sayesinde oldu. Çok da güzel oldu bence çünkü ben saç şekillendirme konusunda biraz eski kafalıyım doğrusu. Zaten ince telli ve çok kırılgan olan saçlarımı ısı kullanarak şekillendirmekten gerçekten hiç hoşlanmıyorum. Neredeyse 10 yıldır saç kurutma makinesi bile kullanmadım desem yeridir yani -sadece ayda bir kaç defa Instyler kullanıyorum, o da bazen-  Saç tipime gelirsek dediğim gibi ince telli ve söz dinleyen saçlarım var. Banyodan sonra saçlarımı taramayıp kendi hallerine bırakırsam hafif dalgalı, taradığımda ise pırasa gibi dümdüz değil belki ama düz oluyorlar. Düz saçı çok sıkıcı bulduğum için genelde geceden kalın sünger bigudilerle sarmayı tercih ediyordum ama onlarla uyumak çok da süper bir şey değildi açıkçası. Vespa Girl Make Up' ın Magic Leverag' le ilgili yazısını okuduktan sonra denemek istedim ve sonuç gerçekten çok hoşuma gitti.
İlk kullandığım zaman çok da kolay olmadı saçlarımı içinden çıkan tığ gibi aplikatörle çekmek, saçlarım kırılır diye korktum ama öyle olmadı hatta normal bigudi kullandığım zamanlar mutlaka bir kaç tel saçım kırılırdı ama Magic Leverag' e alıştıktan sonra hiç zayiat vermeden saçlarımı sarmaya başladım. Magic Leverag' ın diğer güzelliği ise kullanmadan önce saçlarınızın kurumasını beklemenize gerek olmaması. Resimde de görüldüğü gibi  file gibi bir yapısı var ve bu sayede saçınız nemli olsa bile sarıp yattığınızda sabaha kadar kendi kendine kuruyor. Bana göre klasik bigudiye göre kafanızda iken uyuması da daha kolay. Verdiği dalgaya gelirsek klasik bigudi kullandığınızda biraz daha dolgun ve havalı bir görünüm elde edebiliyorsunuz çünkü saçınızın diplerine kadar sarma şansınız var. Magic Leverag kullandığınızda ise en uzun "file"yi kullansanız bile -saçınız kısa değilse- saçınızın yarısına kadar sarabildiğiniz için daha hacimsiz bir görünüm elde ediyorsunuz ama bence buklelerinizin görünümü çok daha güzel ve sanki maşayla yapılmış gibi oluyor.
Uzun lafın kısası ebayden alışveriş yapıyorsanız bir bakın derim, genelde $8-9 arasında satılıyorlar...      

12 Ocak 2011 Çarşamba

Goin' Back To My Roots

En son postumda kumrala dönmekten tamamen vazgeçtim demiştim ama dip boyası için ayda bir kuaföre gitme mecburiyeti -ki şuan bulunduğum ilçede sadece bir tane kuaför var ve onun da pek hayranı yok- işkence gibi gelmeye başladığı için özüme dönmeye karar verdim. Önce netten iyice araştırdım çünkü evde kendim platinden koyu kumrala geçmek istiyordum. Çoğu hüsranla biten -saçların yeşile dönmesi gibi- hikaye okuduktan sonra bazı kuaför sitelerinde "pigmentasyon" denen prosedüre rastladım. Bu prosedürdeki amaç tamamen rengi açılan saça boya işlemi yapılmadan önce boyanın tutunabileceği pigment hücreleri sağlamakmış kısaca anlatmak gerekirse. Bu sayede yeşil ve turuncu saç olasılığı ortadan kalkarmış. Tabi bir de küllü boyalardan kaçınmak gerekirmiş ki saç yıkandıkça akıp yeşil olmasın. Hemen sabah markete gidip boyalarımı aldım ( Koleston Koyu Kumral). Boyadıktan sonra fön çektiğimde "kahkül çok yakışır bu saça" diye düşünerek kahkülümü de kestim=) ve elimde ayna akşam eşimin eve dönmesini beklemeye koyuldum. Tepkisi gerçekten çok komikti, kapıdan içeri girip beni görünce yanlış eve geldiğini sanıp tekrar merdivenlere doğru koşturdu=) ama sonraki tepkisi müthişti. Zaten başka birinin söylemesine gerek bile yok, resmen 5 kilo zayıflamış ve 5 yaş gençleşmiş görünüyordum. Seksiliği de cabası =) Bir kaç gün sonra İstanbul' a annemlerin yanına gittiğimizde özellikle babam bayıldı, kaldığımız bir hafta boyunca her gün ne kadar harika göründüğümü tekrar etti herkes. Son bir aydır da böyle devam ediyor, yeni saçımı görmemiş olanlarla karşılaştığımda tüm görüşme ne kadar güzel göründüğüm hakkında konuşmakla geçiyor.
Benim ne düşündüğüme gelince kendimi sanki daha güçlü hissediyorum, aynadaki görüntümden çok memnunum ve bir an bile olsa bin bir emekle elde ettiğim sarı saçlarımı özlemiyorum. Aslına bakarsanız saçlarım hiç bu kadar koyu bir renk olmamıştı ve diplerim çıktıkça bir daha boyamayıp tamamiyle kendi rengime dönmeyi planlıyorum ama koyu renk cilt rengini o kadar güzel gösteriyor ki bunu kesinlikle özleyeceğim. Sokakta daha az meraklı bakışlarla karşılaşıyorum (eşimin dediğine göre sarı saça her kim olursa olsun bakılırmış buralarda kim olduğunu anlayabilmek için =)) ama daha az dikkat çekiyor olmak koyu saçın getirdiği onca güzel şeyden sonra çok da umurumda değil açıkçası. Evet sarı saçlı kadınlar daha çok dikkat çeker, Türkiye' nin her yerinde bu böyle, hatta benim gibi açık tenliyseniz Eminönü tarafına her gidişinizde insanlar sokakta yanınıza gelip Rusça konuşmaya başlayabilir ama bu bir zaman sonra dip boyası kadar sıkıcı olmaya başlıyor. Saçlarınız koyu bir renk olduğunda ise saçınızı değil sizi görmeye başlıyorlar, son zamanlarda özellikle kadınlarla aram çok daha iyi mesela =)
Kısa kesmem gerekirse bence doğduğumuzda neye sahipsek zaten bizim için en doğrusu o, değiştirmeye çalışmak anlamsız, geri dönmenin mutluluğu ise paha biçilemez =)))

30 Kasım 2010 Salı

Redken ve küçük bir güncelleme=)

Aslında entry bakımından zaten tembel bir blogger' dım ama son aylarda daha bir beter oldum, çünkü evlilik hazırlıkları ve evliliğin ta kendisiyle meşguldüm. 2 gün sonra 2 aylık evli olacağım ve hayatım boyunca hiç bu kadar berduş olduğumu hatırlamıyorum. Tabi bunun biraz da görevimden istifa etmiş olmamla alakası var. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde bütün gün evde oturunca akşamları yüzünü bile yıkamaya üşenen biri oldum. E tabi bir de üstüne taze gelinin mutfak maceraları eklenince " en güzel cilt bakımı kaynayan tencerenin buharıdır" durumları ortaya çıktı =) ki bugün itibariyle buna bir son vermem gerektiğini düşünüyorum ve daha fazla uzatmadan bugünün asıl konusu Redken' den bahsetmeye geçiyorum=)


Yaklaşık 2 yıl önce MUA' da görüp heveslenerek bu markanın Extreme Anti-snap isimli ürününü bulup almıştım ama kendisi hala banyo dolabında beklemekte çünkü onca güzel yoruma rağmen ben bir numarasını göremedim yada kullanmayı beceremedim bilemiyorum artık... Redken' e bir şans daha verme isteğim JustMakeup' ın bu yazısı sayesinde oldu, çok da iyi oldu=))) çünkü son 3 yıldır yaptırdığım ve zamanla platine dönen röfleler yüzünden zaten kedi tüyü gibi incecik olan saçlarımın durumu gitgide kötü bir hal almaya başlamıştı. Her ne kadar Biosilk serumumu sürünce saçlarım normal insan saçına dönüyorsa da çok daha güçlü bir şeyler gerektiği ortadaydı. Küçük bir MUA araştırması sonucunda aşağıdaki şampuan ve saç kremini çilekten sipariş ettim

Redken Extreme Shampoo & Redken All Soft Conditioner



















Extreme serisinin saç kremini seçmeme nedenim zaten aşırı derecede yıpranmış olan saçlarımı banyodan sonra tarayacağım diye yolum yolum yolma ihtimalimdi ki benzer şeyler yaşayanlar olmuş MUA' daki yorumlara göre. Bazıları da All soft serisinin şampuanının yeterli derecede saçlarını temizlemediğinden dem vurmuş. İkisinin birlikte iyi bir ikili olduğunu düşünenlere güvendim ve siparişimi verdim. Çok da iyi yapmışım çünkü saçlarım uzun zamandır hiç bu kadar sağlıklı, parlak ve canlı görünmemişti. Hatta kendi saç rengim olan açık kumrala dönme fikrinden tamamen vazgeçtim çünkü bu iki ürün sayesinde sarı röflelerim o kadar güzel parlıyor ki eşim "şampuanların bitmeden sipariş verelim gene bunlardan" deyip duruyor=))) Saç kreminden o da çok memnun kalmış bu arada=))) Aaaa bir de tabi saç kreminin acayip güzel koktuğunu düşünüyor ki gerçekten bence de öyle...
Uzun lafın kısası eğer benimki gibi gözünüzden çıkaracak kadar kimyasal işlemlerden bitap düşmüş saçlarınız varsa bence bu markayı bir deneyin=)
Ürün Yorumları: Şampuan & Krem

8 Şubat 2010 Pazartesi

Yumurta Bombası


Ev yapımı maskelerden filan pek hazetmem açıkcası. Hem pek bir işe yaramayacaklarına inanırım hem de acayip üşenirim ama yumurta bombasının yeri ayrı=)

Geçen yaz makeupalley'de gezinirken rastladım bu saç maskesi tarifine, zaten o sıcakta ders çalışmak zorunluluğu yüzünden eve tıkılmışken ve malzeme listesinde sadece üç tane her mutfakta olan şey görünce deneyeyim bari dedim ( neden İstanbul' da asistan olmak yerine burada pratisyen hekim olduğum açık sanırım :P) Sonuç gerçekten başarılı oldu.

İhtiyacınız olan sadece 1 yumurtanın sarısı, 2 kaşık zeytinyağı ve 1 kaşık bal. Malzemeleri iyice karıştırıp saçınıza güzelce yedirdikten sonra en az yarım saat beklemeniz lazım. Ben bu arada sağa sola bulaşmasın diye kafamdakiler ameliyathane bonesi takıyorum ama duş bonesi veya başınıza doladığınız naylon poşet filan da iş görür heralde=)

Ben genelde en az bir saat o şekilde oturabilecek şekilde işlerimi ayarlıyorum. Fazladan bir kere daha şampuanlanmak gerekiyor evet ama bence buna değer... Hemen ardından iyi bir saç maskesi veya kremi kullanıldığında -ki ben L'oreal Professional intense repair saç maskesi kullanıyorum- elde edilen sonuç nice kuaförde yaptırılan saç bakımlarına taş çıkartacak nitelikte oluyor. Yıkandıktan sonra saçınızda yumurta kokusundan eser kalmıyor korkmayın. Teorik olarak çok sıcak suyla saçınızı durulamaya çalışırsanız yumurta pişebilir ama sadece sarısının kullanıldığından mıdır nedir bilmiyorum başıma öyle bir şey gelmedi neyseki... Bir de çok sık kullanılamayacak bir maske olduğunu eklemeyi kendime bir borç bilirim çünkü yumurta kullanılmasının nedeni içindeki yoğun protein içeriği, saça sürüldüğünde ne kadarı geçer bilinmez ama çok sık kullanılan proteinin de saça zarar verdiği bir gerçek. Bu yüzden haftada bir veya iki haftada bir bu maskeyi yapmak en uygunu.

Benden söylemesi bütün gün eliniz saçınızda gezebilirsiniz=)

Kaynak

3 Şubat 2010 Çarşamba

Biosilk: Silk Therapy


Evet bir süredir Strawberry' de de olan, Youtube' de kimin saçını beğensem altından çıkan, boyalı röfleli saçların sanki hiç bir işkenceye maruz kalmamışlar gibi ahenkle dans etmelerini sağlayan mucizevi ürün=)))

Sanırım kullanmaya başlayalı 6 ay filan oldu ama üretimden kalkarsa naparım ben moduna girmeme yetti de arttı bile bu süre. Banyodan çıktıktan sonra havluyla fazla nemi alınmış saçınıza özellikle uçlarına yoğunlaşarak uyguluyorsunuz. Minicik miniminnacık bir damlası bile yeterli tabi saçlarınız aşırı uzun değilse... Fazla miktarlardan kaçınmak lazım. Ben her yere eşit dağılsın diye taradıktan sonra kendi kendine kurumaya bırakıyorum saçlarımı ama özellikle ısıyla saçını şekillendirenler için üretilmiş bir ürün. Hangi işe yaramıyor ki zaten...

Saçınızı zararlı dış etkenlerden koruyor, yumuşacık olmasını ve kolay taranmasını sağlıyor, saça çok güzel bir parlaklık veriyor, saç uçlarındaki kırılmaları önlüyor ve benim asıl bayıldığım özelliği sanki o röfleler dip boyalar sizin saçınıza yapılmamış, sanki saçlarınızın ucunda yıpranmadan boya yüzünden çatallaşmalardan kurumalardan eser yokmuş gibi bir görünüm kazandırıyor. Eeeee daha ne yapsın dimi ama.

Ben her banyodan sonra kullanıyorum, saçım kuruduktan sonra da ya üşenmezsem kalın bigudilerle sarıp şekillendiriyorum yada kendi hallerine bırakıyorum, her iki şekilde sanki hiç kuaförden saç bakımından çıkmıyormuşum gibi görünen pırıl pırıl röfleli saçlarımla etrafta salınabiliyorum=)))

Ürün yorumları

Nereden alınır